Share

Farklı Bir Kesit 1

Yine çok uzun zamandır kişisel şeyler yazmadım/yazamadım.Giriş yine standart kalıp olsada bu kesit biraz farklı olacak.Farklı olacak çünkü projelerimden bahsetmeyi düşünmüyorum.

Bir kaç aydır ingilizce kursuna gitmeyi planlıyorum.Ama henüz yine plan aşamasında.Çünkü ehliyet, açık öğretim falan varken biraz daha fanteziyi bünyem kaldırmaz diye düşünüp erteliyordum.Şu anda olabileceğim en uygun zaman içerisindeyim sanırım bu yüzden biraz araştırma yapmaya başladım.2002-2003 döneminde gittiğim ingilizce kursunu araştırmayla başladım işe.Bu kursun aklımda kalmasının en büyük sebebi sahip olduğum ingilizce öğretmeniydi.Ne yalan söyleyeyim bana söylediklerini halen dün gibi hatırlıyorum.Şimdi yazacak olduklarıma kimse inanmayacak belki ama yinede söyleyeyim.Defalarca dersten attı beni,özelliklede son derslerde genelde en önce ben çıkardım:).Bir çok kez konuşmaya çözüm bulmaya çalışmıştı ama çare yoktu:).Piskolojik bir durumdu.Bir çok defa bana "psikologa gitmen gerekiyor,en kısa sürede gitmelisin bence" tarzında cümleler söyledi.Bazen düşünüyorumda keşke dediğini hemen yapsaydım ama artık çok geçti.Henüz hiç gitmedim psikologa ama gitmeyi çok istiyorum:).Kısmetse en kısa sürede...Çok pis gülerdim o zamanlar,bir başlayınca durmak nedir bilmezdim.Çok uyarmıştı beni öğretmen ama pek faydası yoktu.Bir kaç tanede arkadaşım vardı çok iyi anlaşıyorduk.Tek başıma olmuyordum zaten genelde.İkili veya üçlü gruplar halinde atılıyorduk dersten ama uyum içerisindeydik.Bu gruptan bir kişi derste tek kalınca dersin ahvasıda olmuyordu,hoca özlüyordu bizi:).Kurs bitince tüm arkadaşlıkalrda bitmişti tabi.Çocukluk ve cahillik işte.Birde mekan sorunu vardı tabi.Kurs kadıköydeydi ama ben kartaldan geliyordum onlarda sanırım bostancı civarlarından geliyorlardı.Şu anda yazarken isimlerini düşünüyorum ama hafızam pek yardımcı olmuyor bana.Aslında isimleri aklımda ama soyadlarını hatırlayamıyorum(şimdilik).Hatırlamaya çalışacağım ama bulabilirmiyim bilemiyorum.Bulursam başka bir günlük ile iletirim zaten size.Tabi herkes vazgeçilmez olarak kendisini görür, kendisini över, kendi artılarını ortaya çıkartır.Bu böyle maalesef.Bu yüzden bende durumu kendi tarafıma yontmuşumdur mutlaka:).Ne olursa olsun güzeldi ama.Buraya şu konudan gelmiştik dimi?Kurs araştırıyordum en son.İşte bu öğretmenimi hatırlamaya çalışıyorum,eğer uygunsa onun kursuna gitmeyi planlıyorum.Kursuna gitmesem bile bi konuşmak isterdim onunla tekrar.Bana bir psikolog önermişti.Telefonunu verebileceğini söylemişti.En azından psikoloğun telefon numarasını alırım:).Şaka bir yana onun bu sözleri benim hayatımda epeyce yer işgal ediyor.Tabiki iyi anlamda.Zaten hayatımda böyle 3-5 tane söz var.Bir tanesi kesinlikle budur.Belki size garip geliyordur ama benim bazı hallerimi görseydiniz bana hak verirdiniz.Bu anlattıkalrım ile genel yaşamım arasında gerçekten çok fark vardı.Gerçi halen var ama yavaş yavaş minimum`a indirdiğimi düşünüyorum.Yine dağıldı konu:(.İlerleyen zamanlarda gidecek olduğum kurstan bu gibi sebeplerden ötürü beklentilerim çok büyük olacak ve biliyorum ki asla tatmin olamayacağım:).Bende bu zararı minimum`a indirmek için en azından mümkünse aynı öğretmenin öğrencisi olmayı istiyorum.Belki daha çok zararı olacak.Çünkü sürekli o zamanlar gelecek aklıma ve düşünmeden edemeyeceğim.Biraz daha araştırma yapacağım ama sonuç olarak sanırım doğaçlama yapacağım.O anki piskolojim ne derse o olacak.

Hayatımda önemli yeri olan diğer bir söze gelince..Benim babamın babasının babasının karısı yani babamın babasının annesi yani babamın babaannesi şöyle derdi.Direkt olarak bana söylemedi diye hatırlıyorum ama onun ağzından çok duydum.Şöyle derdi hep "-O....uluğu bile bileceksin ama yapmayacaksın" ("-O....uluğu bile bileceksin ama sadece kocana yapacaksın") derdi.Bunu yazayım mı yazmayayım mı diye defalarca kez düşündüm.İki yıldır düşünüyorum hatta ama gerçekten çok önemli bir anlamı var.Düz anlamı bile çok doğru olduğu halde asıl anlatmak istediği tahmin edersiniz ki çok çok daha doğru.Aslınca önceleri tam anlamıyordum.Herşeyi öğrenmek gerektiği sonucunu çıakrtıyordum ben bundan ama son iki-üç sene içerisinde fikirlerim oldukça çok değişti.Bir kısımı doğru anlamışım evet ama kaçırdığım çok önemli bir nokta vardı.Hemde kritik derecede öneme sahip bir nokta.Ne demişti "... ama yapmayacaksın" veya "... ama sadece kocana yapacaksın".İşte bu kısımları ben geç anladım bu yüzden çok şey kaybettim.Hayatımda pişman olduğum çok nadir şeylerden biriside bu.Evet herşeyi öğrendim,çok şey biliyorum ama benim bunları bildiğimide herkes biliyor.Ve herkes benden bunalrı yapmamı istiyor ve bende bazen mecburen yapıyorum oysaki yine herşeyi bilsem ama saklasam daha hoş olmaz mıydı?Şimdi sıra örneklerde :
Örnek 1:Yıl 2004-2005 civarları, bilgisayarı yeni yeni öğreniyorum.Şu anda bildiklerimin nerdeyse %10-%20 sini o zamanlar öğrendim.Rakamlar büyük ve abartılı gibi gelebilir size bu doğal çünkü işim mantığını o zamanlar öğrendim.Hep o mantığım üzerine bişeyler koyup geliştirdim kendimi.Tabi bazı yanlış bildiklerimde oldu ama o kadar çok şey öğrenmiştim ki şu anda bile ihtiyacım oluyor o zaman öğrendiğim bilgilere.Bazen vazgeçilmez bir bilgi oluyor o zamanki bilgilerim.Düşünün böyle bir bilgi birikime sahiptim ve kimse bunu bilmiyordu.Çok mutluydum ikidebir telefon çalmıyordu,şuna format at,buna format at diyen birileri yoktu,şu nasıl indirilir,şu nasıl yapılır diyenler yoktu.Herkes kendini benden daha iyi zannediyordu.Ki bende genelde öyle zannediyordum yani benden daha iyi olduklarını.Bende daha çok şey öğrenmeye çalışıyordum.Gerçek çevremdeki insanlarım hiç birine bişey demiyordum.Bildiğimi söylemiyrodum.Bu durum üniversiteye gidene kadar böyle devam etti yani 2006`ın son çeyreğine kadar.Artık herkes bilgisayar okulunda okuduğumu biliyordu ve ileride nefret edeceğim bir durumun içerisine kendimi çekiyordum.Önceleri çok zevkliydi.Herkesi bir noktasından vuruyordum bildiklerim ile.Ama zaman ilerledikçe işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıkmaya başladı.Herkes her haltı bana sorar,bana yaptırır olmuştu.Artık birilerine selam bile vermek zor oluyordu.Elime verdiğim an kolumdan tutulup bilgisayar başlarına sürükleniyordum.Küfrettiğim halde bu tür eylemlere devam edenler bile oluyordu.Belkide şaka yaptığımı sanıyorlardı ama ben gayet ciddiydim.Bu asık surat ve terslemelerim sayesinden hissedilir derecede bir parazitten kurtuldum artık ama yinede o benim bildiğimi kimsenin bilmediği zamanlardaki kadar mutlu değil ve sanırım artık o kadar mutlu olmam imkansız.

Örnek 2: (Farklı bir konuyla beraber paylaşmak istiyorum.)
Yıl 1988-200x civarları, tam bir elektronik manyapıydım.Kendimi bildim bile tornavida,kablo ve benzeri araçların hastasıydım.Ne gelirse önüme alırdım.Genelde bozardım ama önemli bir payınıda tamir etmişimdir.Bir çok şey yaptım.Bir çok ufak çaplı projelerim oldu.Elimdeki malzemelerle yapılabilinecek herşeyi yapmışımdır heralde.Bilmem bilir misiniz.Kadıköyde cumartesi günleri rus pazarı olurdu.Bir kaç arkadaş gidip bişeyler alırdık.Bozuk sağlam farketmeden.Eve gelince denerdik.Çalışırsa sevinirdik,çalışmazsa tamir eder sevinirdik.Bir sürü oyun konsolu almıştım.Sega master system,snes,nes vs vs tarzlarında en populer olanarldan tutunda fazla populer olmayan bazı apple,amiga ürünlerindne biel vardı.Çoğu çalışmyırodu tabi ama çalışanlarda çok oyun oynardım.Sega master system`in kolu yoktu bende.Sırf buna özel bir kol yapmıştım.Ayrıca birde bir bilgisayar joystik`ini bozuk snes`e kol yapmıştım.Süper çalışıyordu valla.Bir sürü ek tuş eklemiştim.Tabi snes`e te olan özellikler.Turbo modu,otoamtik teş butonu,sürekli ateş butonu,sürekli zıplama butonu gibi bir kaç fantezi yapmıştım.Oyun oynamak dahada bir ehlenceli hal almıştı.Off off ne günlerdi beee.Bir tane disko ışığı almıştım.İlk günlerde çalışıyordu ama az ışık veriyordu.Bende enerjiyi biraz arttırayım dedim ve kısa süre sonra bozuldu.Aylarca bozulan parçaları aradım.Gitmediğim elektronikçi kalmamıştır heralde.Nereye gitsem "-Bunu nerde buldun?,Bu rus malıdır,hiç bir yerde bulamazsın yenisini,bozuk aletlerde bulursun anca ama onlarıda bulamazsın." gibi cümleler duyuyordum ama bende inatla o transistörleri cüzdanımdan çıkarmadan aylarca dolaşıp her önüme gelen yere soruyordum.Ama nafile..Yıllar böyle devame derken bir elektronikçide çalışmaya başladım.Zaten uydulara merağım vardı önceleri.Hatta bir kaç dergi biel takip ediyordum sırf uydularla ilgili olan.Çalıştığım elektronikçi bana ilaç gibi gelmişti.Patronlada aram çok iyiydi.Patronumun bir sözü ailem ve akrabalım arasında halen bir espri kaynağı durumunda.Aradan nerdeyse 3 sene geçti ama popularitesinde bie gerileme olmadı.Üniversiteden tatil için evime geldiğimde dayım ile birlikte eski çalıştığım elektronikçiye bir uğrayayım demiştim.Kapıdan içeriye girdiğimde patron beni büyük bir sevinç ile karşılamıştı."-Seni çok özledim,neden hiç uğramıyon,ne zaman geldim,iyi yaptın,iyiki geldin" tarzında bir cümle söylemişti.Tam olarak cümleyi hatırlamaıyorum ama komik gelmişti herkese.Dayım beni dükkanda bırakıp tek başına dönemk zorunda kalmıştı ve eve gidince herkese patronum bana şu sözleri söylediğini söyledi:"-uyy çesileyim saha,çok ozledum seni,hoş geldin...".Dayım rizeli olduğu için şive biraz kaymış ve daha komik bi hal almıştı tabi.Bu arada bende akşam 10-11`e kadar dükkanda kalmıştım.Patronum beni tek başına beklemiyordu.Beni bekleyen 3 müzik seti ve ufak tefek bieşyler daha vardı.Onları tamir edip öyle gitmiştim evime:).Bir kaç gün sonrada patronum beni aramıştı ve "-Murat,nasılsın?,seni çok özledim,gelsene yine:)" gibi bir cümle söylemişti ve bana sorana bende patronum beni çok özlemiş gidip bir göreyim demiştim.O saatten sonra "özlemek" kelimesi üzerine bir sürü espriye mahruz kalmıştım.Halende kalıyorum:).Asıl konumuza geri dönecek olursak işimi çok seviyordum.İşimde beni çok seviyordu ama yine bir problem vardı.Eve geldiğimde her zaman başka bir komşunun uydu alıcısı beni bekler olmuştu.Maç zamanlarında falan bu tam işkece oluyrodu artık.Zaten işten eve saat 22:00 de 23:00 te geliyrodum birde evdeki uydu alıcıalarını görünce çileden çıkıyordum.Aile,akraba,eş,dost beni kendi uyducualrı bellemiş her zaman bana geliyrolardı.Tabi gönül rahatlığıyla karıştırıyorlardı uydu alıcılarını sonra "murata söyleriz yapar" diyorlardı.Bu durum böyle üniversiteye gidene kadar devam etti.Üniversiteye ayağımı atınca artık ben bir bilgisayardıydım ve uydu işlerini bırakmıştım.Artık bakmıyordum.Ama bilemezdimki yağmurdan kaçarken doluya tutulacağımı.Zaten sonrasını üstteki örnekte okudunuz:(.Şu anda mümkün olduğu kadar elektronikten uzak durmaya çalışıyroum çünkü üniversiteye gidince annem tüm oyun konsollarımı disko lambalarımı(bozuk) vs vs herşeyi çöpe atmıştı.Bende ambargo koyup evdeki bozuk kuamndayı biel tamir etmiyordum.Bir sürü laf işitiyordum ama benim neden böyle yaptığımı iyi biliyorlardı.Çünkü bu yaptıkları ne ilkti nede son oldu.Halen sürekli birşeylerim eksiliyor...Ne kadar haksız olsamda durumu böyle idare etmeye çalışacağım.

Aslında bir kaç konu daha vardı paylaşmayı düşündüğüm ama epeyce yazdım.Bu akşamlık bu kadar yerter.Kaç saattir yazıyorum valla.Geri kalanını daha sonra yazarım.
Bir sonraki kesitte görüşmek dileğiyle...

Günlük Uyarısı

Günlüğümde paylaştığım hiç bir şey için doğruluk garantisi veremem. Bazen içimden geleni, bazen olması gerekeni, bazen yaşadığımı, bazen düşündüğümü, bazende istediğimi yazıyorum. Amacım kesinlikle birilerini yanıltmak, kırmak, sevindirmek değildir. En genel amacım piskolojik olarak rahatlamaktır. Bunun dışındaki ender amaçlarımdan birkaçıda paylaşmak, bir şeyleri ıspatlamak ve kendimi tanıtmaya çalışmaktır. Yazdığım hiç bir şeye inanmak ve hiç bir şeyi uygulamak zorunda değilsiniz. Hatta okumanız bile zorunlu değildir. Tüm bunların yanında yazdığım herşeyi paylaşma özgürlüğünüz bulunmaktadır. İstediğiniz gibi, istediğiniz yerde, istediğiniz zaman, istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz.Bunun için bir şart belirlemem gerekirse tek şartım "Hiç bir şey için doğruluk garantisi vermiyorum" notu ile birlikte paylaşmanız olacaktır.

Yazan, çizen, düşünen, belirten, ifade eden, açıklamaya çalışan... kısacası gördüğünüz, okuduğunuz, hissettiğiniz, düşündüğünüz herşeyin sebeblerinden birisi benim. Bu yüzden herşeyi unutmanızı tavsiye ederim. Eğer unutmazsanız bu sizin probleminiz olacaktır artık.

Yazdığım herşeyi özgür iradem ile yazdığımı belirtmek istiyorum. Ben Murat Demir.